Tanıyordum tabii. Epey genç yaşlarından beri. Ben de futbol seyrederim. Ama daha sonra, Türkiye’de teknik direktörken asıl, bir bakış neden olmuş olmalı, neden oldu tanışmama asıl. Gülümsediğinde, seyrek de olsa gülümsediğinde o mavilikte buzlar kırılıyordu sanki. Öncesi ve sonrası saydam bir sırrın altında. Mavi.
Bir insan bu kadar mı ülkesi olurdu?
Bir insan bu kadar ülkesi olurdu.
Onu en son 30 yaşında oynarken izlemiştim. Kalınlaşmış ama hala cok iyiydi. Zaten kalındır bacakları. Oyle bir irilik, bir kuntluk hep vardı ama zaten Yugoslav erkeklerde. İlkgençlik yıllarımda çok gecmiştim Yugoslavya’dan. Niş’te gecelerdik. Görmüştüm.
3 yıl sonra, onu en son sahada izlediğimden 3 yıl sonra yani, tel örgülerin ardında bir deri bir kemik, yari çıplak yüzlerce Boşnak erkek olacaktı artık benim o güzelim Yugoslavya coğrafyasını birlikte düşündüğüm. Toplama kamplari. Sniper’lar. İçsavaş.
Saraybosna. Sarajevo. Of ya, daha adı şarkı. Haznesi ülke tarihinin. Kıymetlimiz şehir.
Saffet Susiç oralıydı işte. Bosnalı. Saraybosnalı. Sarajevo’da tanımıştı onu dünya futbol seyircisi önce.
İstanbulspor’da teknik direktörken bir antrenman sonrası tanıştığımızda sıcak sudan kızarmış azıcık örtülü Balkan sırımı, Balkan irisi bedeninde 5 yıl önce ajansların geçtiği o açlıktan kurumuş Boşnak esirleri görüyordum ben hala. Görecektim.
Sürgün kırgınlığı diye bir şey vardır elbet.
Olmalı. İçsavaş yıllarında o Fransa’daydı çünkü. Bunu da gördüm sonra onun bakışlarında. Bunu gördüm. Bunu da yani. Çok derindi.
Çok akrabası öldürülmüştü içsavaşta. Söyleşi yapmak icin tekrar buluştuğumuzda, “Bir gün once çay istemek icin kapısını çaldıkları komşuları, ertesi gün kapılarını kırıp akrabalarımı katlettiler. İçsavaş budur” diye anlattı bana.
Sonradan öğrendim. İçsavaş öncesi de çok çekmiş Susiç. Babasının militan bir Boşnak milliyetçisi, ayrılıkçısı da diyebiliriz, olması hasebiyle epey itip kakmışlar onu yeteneğine rağmen. Ülkesini terk etmeye karar verdiğinde Galatasaray’a gelmek istemiş ama Galatasaray istememiş onu nedense. 1982′de Paris – Saint Germaine onu bedavaya kapatmış. Bu da içimi acıttı.
Saffet Susiç şimdi Bosna-Hersek Milli Takımı teknik direktörü. Her maçta onları tutuyorum.
Bir şeyler de Bosna-Hersek’te halkları birarada tutuyor. Tutsun.
Bir umuttur Bosna-Hersek.
Pape’nin ülkesi.
Oca17